Gazze’nin çocukları sadece çocuk olmak istiyor. Bu cümle, aslında en sade haliyle en büyük trajediyi anlatıyor. Çünkü Gazze’de çocuk olmak; oyun, kahkaha ve güven demek değil. Çoğu zaman korku, belirsizlik ve kayıp anlamına geliyor. Dünyanın başka yerlerinde çocuklar sabah okula yetişme telaşı yaşarken, Gazze’deki çocuklar güne hayatta kalıp kalamayacaklarını düşünerek başlıyor.
Bu çocukların hayalleri büyük değil. Ne lüks oyuncaklar ne de uzak ülkeler istiyorlar. Onların tek isteği, geceleri bombaların sesiyle uyanmamak, okula giderken korkmamak, sevdiklerini kaybetmemek. Parkta koşmak, top oynamak, arkadaşlarıyla gülmek… Yani dünyadaki diğer çocuklar için sıradan olan her şey, Gazze’de bir hayalden ibaret.
Gazze’de büyüyen çocuklar çok erken yaşta ağır gerçeklerle tanışıyor. Evlerini kaybediyor, okulları yıkılıyor, aile bireylerini toprağa veriyorlar. Bu kayıplar, yalnızca fiziksel değil; ruhlarında da derin izler bırakıyor. Travma, korku ve belirsizlik, onların gündelik hayatının bir parçası haline geliyor. Buna rağmen, birçok çocuk umut etmeyi bırakmıyor. Yıkılmış binaların arasında bile oyun kurmaya çalışan, gülümsemeyi başaran yüzler görmek mümkün.
Eğitim, Gazze’deki çocuklar için hem bir umut hem de büyük bir mücadele. Okula gidebilmek, ders çalışabilmek, geleceğe dair bir hayal kurabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Ancak defterini enkazdan çıkarıp dersine devam eden çocuklar, yaşama tutunmanın en güçlü örneklerinden birini sergiliyor. Onlar için eğitim, sadece bilgi değil; karanlığın içindeki bir ışık.
Gazze’nin çocukları, dünyanın vicdanına sessiz bir çağrı yapıyor. Onlar acınmak istemiyor; sadece görülmek ve duyulmak istiyor. Her çocuğun sahip olması gereken en temel hakları talep ediyorlar: güvenli bir yaşam, eğitim ve oyun oynayabilecekleri bir çocukluk.
Sonuçta Gazze’nin çocukları kahraman olmak zorunda değil. Direniş sembolü ya da istatistik de olmak istemiyorlar. Onların tek arzusu, adil ve güvenli bir dünyada, diğer akranları gibi sadece çocuk olabilmek. Bu kadar basit, bu kadar insani bir isteğin bile gerçekleşememesi ise insanlığın ortak sorumluluğu olarak karşımızda duruyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.