Gladstone Nörolojik Hastalık Enstitüsü’nden Dr. Andrew Yang’a göre, klasik yaklaşım nöronlara kilitlenirken, çoğu kez göz ardı edilen endotel hücreleri ve T hücreleri gerçekte hastalığın kapısını aralıyor. Ekip, MultiVINE-seq adlı yeni nesil gen haritası yöntemiyle 30 donörün beyin dışındaki damar dokularını tek tek inceledi. Sonuç, Alzheimer’la ilişkilendirilen varyantların büyük kısmının kan-sinir bariyerinde ve bağışıklık yoluyla devreye girdiğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre genetik risk faktörleri, damar içindeki iltihaplı T hücrelerini “yanlış alarm” vermeye yönlendiriyor; bu da zamanla nöron kaybını hızlandırıyor. Dr. Madigan Reid, “Varyantların çoğu beyin içinde değil, bariyerde çalışıyordu. Bu, Alzheimer’ın dışarıdan içeriye doğru ilerleyen bir süreç olabileceğini gösteriyor” diyor.
Çalışma, ilaç geliştiricileri beyin içindeki plakları temizlemekten çok, kan damarlarını güçlendirmeye ve bağışıklık yanıtını dengelemeye yönlendiriyor. Araştırmacılar, “Damar ve bağışıklık hücrelerini hedef alan stratejiler, Alzheimer’a karşı daha erken, daha ucuz ve daha ulaşılabilir müdahaleler sunabilir” vurgusunu yapıyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!