Şırnak, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en doğu ucunda yer alan bir ilimizdir. Batıda Mardin, kuzeyde Siirt, kuzeydoğuda Hakkari, güneyde ise Irak ve Suriye ile komşudur. Şırnak, çok eski bir tarihi geçmişe sahiptir ve birçok farklı medeniyetin başkenti olarak himayesinde barındırdığı eserlerinde bu tarihi dokuyu hissettiriyor.
Tarihi, doğal güzellikleri ve tüm varlığıyla Şırnak, ziyaretçilerini bekleyen bir şehirdir. Şırnak'ı ortalama 2-4 günde gezebilmeniz mümkün olup, ilkbahar ve sonbahar aylarında ziyaret etmeniz doğa şartları nedeni ile daha uygun olacaktır. Şırnak Havalimanı, Cizre ve İdil İlçeleri arasında bulunuyor ve merkez ulaşımını kolaylaştırıyor.
Şırnak'ın meşhur lezzetleri arasında kutluk, serbidev, kipe, hekeheşandi ve meyre yer alıyor. Bu lezzetleri tatmak için Şırnak'ın yöresel yemekleri hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Şırnak ve ilçelerinde gezilmesi gereken yerler arasında Hz. Nuh Türbesi ve Camii, Cizre Ulu Camii, İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi, Kırmızı Medrese, Mem-u Zin Türbesi, Meryem Ana Kilisesi, Cizre Kalesi, Kasrik Boğazı, Belkısana Kaplıcası ve Cudi Dağı gibi önemli noktalar yer alıyor.
Hz. Nuh Türbesi ve Camii, Nuh Peygamberin tam olarak ne zaman vefat ettiği bilinmese de Kuran ve Tevrat'ta bulunan bilgilere göre tufandan sonra Cizre'ye yerleştiği ve burada vefat ettiği belirtiliyor. Nuh Peygamberin Dağkapı Mahallesi'nde yer aldığı rivayet edilen kabri, dünyanın en eski türbelerinden biri olarak biliniyor.
Cizre Ulu Camii, Anadolu'ya İslamiyet'in ilk olarak geldiği yıllarda kilisenin camiye dönüştürülmesi ile yapıldığı düşünülüyor. Cami dikdörtgen, tek kubbeli ve girişinde kapı yer alırken, caminin minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde tasarlanıyor. Cizre Ulu Camii, Türkiye'nin en eski camilerinden olup, Anadolu'da kiliseden camiye dönüştürülen ilk cami olmasıyla da önemli.
İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi, 12. yüzyılda yaşamış olan İsmail Ebul-iz El Cezeri'nin anısına, 1997 yılında Cizreli araştırmacı yazar Abdullah Yaşın tarafından kurulan bir müzedir. İsmail Ebul-iz El Cezeri, 1136-1206 yılları arasında Cizre'de doğan ve yaşayan mucit ve otomatik kontrol alanının kurucusu olup, aynı zamanda "El-Kitab fi'l-Hiyel" (Hileler Kitabı) yazarı olarak biliniyor.
Kırmızı Medrese, Cizre ilçesinin merkezindeki Dağkapı Mahallesi'nde yer alıyor. Dört köşe kare biçiminde kırmızı tuğlalarla örülen ve adını bu malzemeden alan medrese, şehrin batı kısmındaki sur kalıntıları üzerinde bulunuyor. 500 yıl boyunca eğitim kurumu olarak faaliyet gösteren medresede, İslami ilimler ve felsefe eğitimi verildiği biliniyor.
Mem-u Zin Türbesi, Şırnak'ın Cizre ilçesinde yer alan ve Mem ve Zin adlı iki kişinin aşk hikayesine adanmış tarihi bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. 13. yüzyılda Cizre'de yaşayan ve imkansız bir aşka tutulan iki gençten Mem, Cizre beyinin oğlu iken, Zin ise fakir bir ailenin kızıdır. Kavuşmak için birçok yolu deneyen aşıklardan biri sonunda ölür.
Meryem Ana Kilisesi, Türkiye'nin en eski kiliselerinden biri olan ve İdil ilçesinde yer alıyor. Hristiyanlığın ilk yıllarında inşa edilmiş olan kilise, zaman içerisinde birçok kez restorasyona uğramış ve son olarak 2010 yılında restorasyon geçirmiş. İçerisi oldukça sade olan kilisede Meryem Ana'ya ait ikonlar yer alırken, kilisenin inşasında kesme taş ve tuğla kullanılmış.
Cizre Kalesi, tarihi MÖ 4000 yıllarına kadar uzanıyor. Kale tarih boyunca Asurlular, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Selçuklular, Artuklular, Eyyubiler, Akkoyunlular ve Osmanlı tarafından kullanılmış. Dicle Nehri'nin hemen kıyısında yer alan Cizre Kalesi bir tepenin üzerinde olup, kale iç ve dış bölüm olmak üzere toplamda 2 kısımdan oluşuyor.
Kasrik Boğazı, Cizre-Şırnak karayolu üzerinde bulunuyor ve en önemli geçit özelliğini taşıyan bu boğaz, mükemmel bir doğa manzarasına sahiptir. Doğal sit alanında 18 farklı bitki türüne ve 141 farklı hayvan çeşidine ev sahipliği yaptığını söylemeliyiz.
Belkısana Kaplıcası, Dicle Irmağı kıyısında, Güçlükonak ilçesi Düğünyurdu Köyü yakınında yer alıyor. Sıcaklığı 67 derece olan suyun içerisinde, kalsiyum ve sülfit yer alıyor. Yerli ve yabancı pek çok kişinin ziyaret ettiği bu kaplıca suyunun, romatizma ve kadın hastalıklarına iyi geldiği biliniyor.
Cudi Dağı, Şırnak ve Silopi arasında yer alan ve 2.114 metre yüksekliğe sahip olan bir dağdır. Dinler tarihi, özellikle İslam dini, açısından ayrı bir önemi olan dağ, Şırnak denildiğinde akla gelen ilk yerlerdendir. Pek çok tarihi olaya tanıklık eden Cudi Dağı, aynı zamanda birçok farklı medeniyetlerden de izler taşıyor. Hem Kuran-ı Kerim'de hem de tarihi kaynaklarda Nuh'un Gemisi'nin, tufandan sonra Cudi Dağı'na oturduğu belirtilmesi, dağın en büyük özelliğidir. Bu bakımdan incelendiğinde, Şırnak'ın insanlık tarihinin ilk yerlerinden biri olduğu anlaşılıyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.