Anadil Eğitimine Acele Araştırma Talebi

Anadil Eğitimine Acele Araştırma Talebi

Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bir teklif sunarak, Türkiye'de uygulanan dil politikalarının tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Bu teklif, dil politikalarının toplumsal çoğulculuğu zayıflattığı, bazı dillerin yok olma riskiyle karşı karşıya kaldığı ve anadili farklı olan çocukların eğitim süreçlerinde ciddi eşitsizlikler yaşadığı yönünde dikkat çekici noktalara değiniyor.

Aslan'ın sunmuş olduğu teklif, Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddelerine göre Meclis Araştırması açılmasını talep ediyor. Teklifin gerekçesinde, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığına dikkat çekilerek, kültürel hafızanın ve toplumsal varoluşun temel taşı olduğu ifade ediliyor. UNESCO'nun 21 Şubat'ı Uluslararası Anadili Günü ilan etmesinin, dil çeşitliliğinin korunmasının evrensel bir insan hakları meselesi olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Türkiye, çok dilli ve çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip olsa da, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren uygulanan dil politikaları büyük ölçüde tek dillilik anlayışı üzerine inşa edildi. Bu yaklaşım, farklı dillerin kamusal alan dışına itilmesine ve kuşaklar arası aktarımın zayıflamasına yol açtı. Bazı diller, zoals Ubıhça, Mlahso ve Kapadokya Yunancası, artık tamamen ortadan kalktı. Çerkezce, Lazca, Hemşince, Abazaca, Süryanice ve Ladino gibi birçok dil ise ciddi tehdit altında bulunuyor.

Dil kaybı, yalnızca kültürel çeşitliliğin azalması anlamına gelmiyor, aynı zamanda sözlü tarih, kolektif hafıza ve kimlik sürekliliği açısından da büyük bir kırılma yaratıyor. 2025 yılında Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi tarafından 22 ilde gerçekleştirilen saha çalışmasına göre, 11 yaş altındaki çocukların yalnızca beşte birinin anadilini aktif biçimde konuşabildiği belirtiliyor. Aynı araştırmada, katılımcıların yüzde 97,8'inin çocuklarının anadilinde eğitim almasını istediği, ancak yalnızca yüzde 17,7'sinin bu imkâna erişebildiği aktarıldı.

Bu verilerin, anadil aktarımında ciddi bir kırılma yaşandığını ortaya koyduğu ifade ediliyor. Eğitim sisteminin tek dil üzerinden yürütülmesinin anadili farklı olan çocuklar için pedagojik ve bilişsel sorunlara yol açtığı belirtiliyor. Çocukların bilmedikleri bir dil üzerinden eğitim hayatına başlamasının öğrenme güçlüğü, akademik başarı düşüşü, özgüven kaybı ve okuldan kopma riskini artırdığı ifade ediliyor. Anadilde eğitimden yoksunluğun yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda yapısal bir eşitsizlik sorunu olduğu vurgulanıyor.

Uluslararası sözleşmelere dikkat çekilerek, Avrupa Konseyi'nin Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı'na Türkiye'nin taraf olmadığı hatırlatılıyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin azınlıkların kendi dilini kullanma hakkını düzenleyen 27'nci maddesinin iç hukukta etkin biçimde uygulanmasına yönelik kapsamlı bir düzenleme bulunmadığı ifade ediliyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin dil, kültür ve kimlik haklarına ilişkin maddelerine konulan çekincelerin sürdüğü, çocukların anadilinde eğitim ve kültürel kimliklerini geliştirme haklarının anayasal ve kurumsal güvenceye kavuşturulmadığı kaydediliyor.

Bu durumun, taraf olunan uluslararası belgeler ile iç hukuk uygulamaları arasında belirgin bir uyumsuzluk yarattığı savunuluyor. Dil alanındaki sınırlamaların yalnızca eğitimle sınırlı kalmadığı, kamusal hizmetlerde tek dil uygulamalarının ve çok dilli yerel hizmetlerin ortadan kaldırılmasının dil temelli eşitsizlikleri derinleştirdiği belirtiliyor. Dilsel görünürlüğün azaltılmasının toplumsal çoğulculuğu zayıflattığına dikkat çekiliyor.

Nevroz Uysal Aslan'ın teklifinde, anadilinde eğitim hakkının tanınmasının yalnızca kültürel bir mesele olmadığı, aynı zamanda demokratik toplum düzeninin güçlendirilmesi açısından da hayati olduğu ifade ediliyor. Dilsel çoğulculuğun eşit yurttaşlık ilkesinin ve toplumsal barışın temel dayanaklarından biri olduğu vurgulanıyor. Bu kapsamda, Türkiye'de uygulanan dil politikalarının sonuçlarının bütün yönleriyle araştırılması, yok olma tehlikesi altındaki diller için koruyucu önlemlerin belirlenmesi, anadilde eğitim hakkından yararlanamayan çocukların karşılaştığı sorunların tespit edilmesi ve gerekli yasal-kurumsal düzenlemelerin ortaya konulması amacıyla Meclis Araştırması açılması talep ediliyor.

Bu teklif, dil politikalarının toplumsal etkileri ve anadilinde eğitim hakkının önemi hakkında önemli bir tartışma başlatabilir. Dil politikalarının sonuçlarının incelendiği ve gerekli önlemlerin alındığı bir Meclis Araştırması, Türkiye'nin çok dilli ve çok kültürlü toplumsal yapısını daha iyi anlamak ve korumak için önemli bir adım olabilir.

Yorumlar (1)

  • S
    SinemA 25.02.2026 21:00
    Anadil eğitimi hakkı çok önemli ????????, toplumun kültürel zenginliği için gerekli bir adım olabilir.