Şırnaklı Yazarın 30 Yıllık Araştırmaları

Şırnaklı Yazarın 30 Yıllık Araştırmaları

Şırnaklı gazeteci-yazar Hurşit Baran Mendeş, 30 yılı aşkın süredir Botan ve Tor (Tur Abdin) bölgelerinde gazetecilik yaparak, bu bölgelerin unutulmaya yüz tutmuş tarihine ışık tutuyor. Mendeş, yayımladığı 4 araştırma kitabıyla, daha önce yayınlanmamış fotoğraf ve bilgilere yer veriyor. Yazarlık serüvenine şiir kitaplarıyla başlayan Mendeş'in 14 yayınlanmış eseri bulunuyor.

Mendeş, bölgede yaşanan gelişmelerin kendisini yazmaya ittiğini belirtiyor. Tanık olduğu acıları ilk başta şiirle kaleme almaya başladığını ancak bunun kendisini tatmin etmediğini söylüyor. Botan ve Tor bölgelerinin tarihinin gün yüzüne çıkarılması noktasında kimi eksiklikler fark ettiğini dile getiren Mendeş, "Çok değerli bir kültürümüz var ancak bu gün yüzüne çıkarılmamış. Bunu yapmaya kendimi mecbur hissettim. 30 yıl önce araştırmalara başladım. Büyük bir boşluk vardı. Bu toprakların tarihini yazan keşke daha fazla yazar olsaydı. Çünkü sözlü olan tarihimiz kelimelere dökülmediği için bir süre sonra yok olmak ile yüz yüze kalıyor. Sözlü olan unutuluyor. Sözlü tarihimizi sayfalara işleyerek bütün dünyaya duyurmak istedik. Kendi tarihimizi kayıt altına almak istedik. Bu gelecek kuşaklar için bir miras" diyor.

Mendeş, Botan ve Tor'un yanı sıra Garzan ve Serhat'ta yaklaşık 100 aşireti araştırdığını aktarıyor. "Bu araştırmalarında elde ettiğim bulguları İdil-Hezex (Aşiretler tarihi, kültür, coğrafya) kitabında okuyucu ile paylaştım. Bu araştırmalarımda elde ettiğim kimi hikayeleri Bizim memleketin hikayeleri-1'de kaleme aldım. 5 cilt olarak bu hikayeler okuyucu ile buluşacak. Şal û şapik Kürt tarihi ve kültüründe önemli bir kimlik. Geniş araştırmalar sonucunda bu konuda bir kitap kaleme aldık, kitap içinde geniş bir albümde yer alıyor. Hezex-İdil (Tarih, kültür, coğrafya ve dinler) kitabında ise binlerce yıla dayanan İdil'in tarihine ışık tutuluyor" diyor.

Mendeş, araştırmaların uzun sürmesinden kaynaklı elde ettiği veri ve belgeleri muhafaza etme noktasında zorluklar yaşadığını belirterek, "Uzun yıllar önce başladığımda 'acaba bu kitap olarak basılacak mı' diye kendime sık sık sordum. Büyük bir emek vardı ve o emeği saklamak, muhafaza etmekte bir o kadar zordu. Elimden geldiği sürece her yazının 2-3 nüshasını oluşturup farklı yerlerde muhafaza ettim. Böyle böyle bugüne kadar geldik. Dijitalleşme ile birlikte bu noktada kimi kolaylıklar olsa da yine emin olamayıp farklı farklı kayıtlar alıyoruz" diyor. Mezopotamya'nın insanlığın beşiği olduğunu söyleyen Mendeş, "Bu araştırmalar ile bunu yakinen gördüm. Dünyada halkları bu coğrafyanın önemini hissetmeli. İnsanlık, kültür ve medeniyetin özü bu topraklardadır. Dün nasıl insanlığa beşik olduysa şimdide insanlığa öncülük ediyor. Bu 30 yılda gitmediğim yer kalmadı, gördüğüm tek şey insanlık oldu" diye konuşuyor.

Mendeş, Mezopotamya tarihinin ters yüz edildiğine dikkati çekerek, "Bu beni en çok üzen şey oldu. Bende buna karşı elimden geldiği sürece en doğru bilgileri elde etmek için uğraştım. Bunun için yüze yakın aşiret ile görüştüm. 4 araştırma kitabı çıktı ama bu bir son değil. Daha elimizde yayınlanmayan belge ve bilgiler var. İlerleyen tarihlerde Koçerlerin yaşamı, Koçer aşiretleri ve memleket hikayeleri ile ilgili yeni 4 araştırma kitabı çıkacak. Botan, Tor, Xerzan ve Serhat'ta ne kadar aşiret varsa hepsi ile ilgili araştırmalar yaptık ve bunları okuyucu ile buluşturacağız" diyor.

Mendeş, araştırma kitaplarının dilinin Türkçe olmasına dair yapılan eleştirilerin yerinde olduğunu belirterek, Kürtçe yazmak için eğitim almaya başlayacağını ve kendisinin kitaplarının çevirilerini yapacağını kaydediyor. "Miradê Kinê'nin yaşamını konu alan biyografi kitabını Kürtçe yazdım. Meryem Xan'ın yaşamını konu alan kitabı Kürtçe ve Türkçe yazdım. Ancak diğer araştırma kitapları Türkçe. Kürtçenin eğitim dili olmaması, bugüne kadar yeterli bir eğitim almamamızdan kaynaklı bu araştırma kitaplarını Kürtçe yayınlama konusunda kimi engeller ile karşılaştık. Ancak söz veriyoruz ki bu araştırma kitaplarının hepsini Kürtçeye çevireceğim" diyor.

Mendeş, herkeze tarihine ve kültürüne sahip çıkma çağrısında bulunarak, "Tarih bizim için her şey. Eğer biz kendi tarihimizi yazmazsak, başkaları yazar. Biz tarihimize sahip çıkarsak, gelecekte daha sağlam adımlar atarız. Bir Afrika atasözü var; 'Aslanlar kendi tarihini yazana kadar tarih hep avcıları övecektir.' Bunu araştırmalarımda çok net gördüm. Eğer bir yerde bulunan bir bulguyu kendimiz yazmasaydık başkası gelip kendi tarihi gibi yazardı. Bunun için kendi tarihimizi ve kültürümüzü kendimize yazmamız lazım. Herkes kültürüne sahip çıksın, yaşatsın" diyor.

Yorumlar (0)

  • Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!