"Sosyal Medya mı, Sosyal Sız mı?"

"Sosyal Medya mı, Sosyal Sız mı?"

Sosyal medyanın ortaya çıkışı, herkesin bir sesi olabileceği ve düşüncelerini özgürce paylaşabileceği bir platform vaadiyle başladı. Ancak zaman içinde, bu seslerin büyük bir kısmının sadece gürültüden ibaret olduğu apaçık bir gerçek haline geldi. Son yıllarda, özellikle hiçbir derinliği olmayan, entelektüel birikimi sınırlı olan ancak kendilerini topluma aydınlatıcı birer "bilge" sanan figürlerin ortaya çıkması, gerçekten sabır sınırlarını zorluyor.

Bu kişiler, ekranda kısa bir süre görünerek, arkalarına duygusal bir fon müziği ekleyerek ve dünyayı kurtardıklarını sanarak, aslında cehaletin en özgüvenli halini temsil ediyorlar. Kitap kapağı açmamış insanların, yüzyılların felsefi tartışmalarını birkaç sloganvari cümleyle "çözüme kavuşturmaya" çalışması, sadece komik değil, aynı zamanda toplumsal zeka seviyesi için de tehlikeli. Bu kişilerin asıl derdi, topluma anlamlı bir mesaj vermek değil, toplumun en alt içgüdülerini gıdıklayarak "beğeni" ve "izlenme" sayısını artırmak.

Samimiyetten uzak, tamamen kurgu üzerine kurulu o "iyilik" videoları ya da parmak sallayarak verilen ahlak dersleri, aslında devasa bir ego tatmininden başka bir şey değil. Gerçekten bir fikri olan, bir konuda uzmanlığı bulunan insanlar genellikle konuşmadan önce iki kez düşünürken, bu kitle, bilmediği hiçbir konu olmamasının verdiği o korkunç rahatlıkla her gün yeni bir "toplumsal analiz" yapıyor. Aslında, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların sesinin, liyakatli insanların sesinden daha gür çıktığı bir "ses kargaşası" çağındayız.

Bu durum, sosyal medyanın algoritmalarının kurbanı olup bu sığ sulara kapılmamak için bir tercih meselesi haline geldi. Topluma mesaj vermeye çalışan bu "modern zaman bilgelerinin" asıl ihtiyacı olan şey, bir mikrofon değil, bir miktar sessizlik ve bolca özeleştiri. Zira,sometimes topluma verilebilecek en güzel mesaj, konuşacak bir şeyi olmayınca susmayı becerebilmektir. Bu, gerçekten zor bir görev gibi görünse de, aslında en önemli adımlardan biridir.

Sosyal medya platformlarının ortaya çıkışı, bilgiye erişim konusundaki engelleri ortadan kaldırmış gibi görünse de, aslında yeni bir sorun yaratmış durumda. Artık herkes, her konuda fikir sahibi olabiliyor ve bu fikirlerini paylaşabiliyor. Ancak, bu fikirlerin büyük bir kısmının temelinde derin bir araştırma, analiz ve liyakat bulunmuyor. Bu durum, toplumsal zeka seviyesini düşüren ve gerçek anlamda önemli olan konuların geri plana itilmesine neden olan bir soruna dönüşmüş durumda.

Toplumun bu "bilge" figürlerine karşı duyarlı olması ve onlara eleştirel bir gözle bakması gerekiyor. Bu kişiler, gerçekten bir şeyler paylaşmak yerine, sadece ego tatminlerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Toplumun, bu kişilerin sözlerine karşı daha eleştirel olması ve gerçek anlamda liyakatli insanların sesini daha gür bir şekilde duyması gerekiyor. Bu, ancak ve ancak toplumsal bir farkındalık yaratılarak mümkün olabilir. Toplum, sosyal medyanın sunduğu imkanları, gerçekten değerli ve anlamlı içerikler üretmek için kullanmalı ve bu "ses kargaşası"na karşı daha duyarlı olmalı.

Yorumlar (0)

  • Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!